“Abla”nın, Endülüs-Fas Gezisi sırasında rastladığı sinema mekânları: Barcelona’dan Marakeş’e…

- 10/10/2009

Döndü döneli Endülüs-Fas yolculuğunda aldığı notlardan ürettiği gezi yazılarına dalan “abla”, İspanya’da, Barcelona Güell Park‘tan başlayarak, Kazablanka, Atlas Dağları’ndaki çöl ile Aid Ben Haddu Köyü ve Marakeş rotasında, esaslı bir sinema yolculuğu da yaptığını farkeder, http://senbilirsinablaseyyah.blogspot.com/ adresinde tamamı okunabilecek gezi yazılarından sinemayla ilgi satırları ayıklar, paragraflar hâlinde sunar:

1 saat geri İspanya saatince 16:30’da Barcelona‘ya konar, Güell Parkı‘nı gezmekte olan gruba eklenirler. Yerel rehber hanımın, Antoni Gaudi‘nin evi önünde karşılayıp “…proje 60 evi kapsıyor, henüz 3-4 tanesi tamamlandı…” diyerek başlattığı becerikli sunumuyla arayı kapatırlar. Kendilerini merakla bekleyen grup dinlenip fotoğraf çekerken, yerel rehberin Woody Allen‘ın Vicky, Cristina, Barcelona filmiyle -“abla” tam tersi olması gerektiğini düşünürken- bağlantılandırdığı seramik mozaikle işli terası, önündeki palmiyeler formunda taraçaları, akıl almaz bir hayâl gücünün ürünü dehlizleri, engebeli tavanı çok güzel mozaik seramik madalyonlarla bezeli hâl binasını, kafesindeki demir uzaktan iğne oyasına benzeyen penceresiyle Ziyaretçi Evi’ni, tuhaf mitolojik bir canavarla süslü çeşmeyi, yetmişikibuçuk milletten insanın fotoğraf çekti(rdi)ği merdivenleri… seri biçimde gezer, 76 yaşındayken bir tramvayın çarpmasıyla yaşamını kaybeden Antoni Gaudi’yi hayranlıkla anarlar…

“…1515’te Portekizliler’in kurduğu Dar ül Beyza, Beyaz Ev anlamına gelen Kazablanka, endüstri merkezi, ekonomik başkent… -1943’te, film, senaryo, yönetmen dallarında Oscar alan, Michael Curtis‘in yönettiği Ingrid Bergman (Ilsa), Humprey Bogart (Rick)’ın oynadığı, Ingrid Bergman’ın, ayrılık acısıyla, şarkılarını çalmasını istediği piyaniste “bir daha çal Sam” sözüyle de belleklerde- Casablanca filminin tümü Hollywood’da çekilmiş, burada Rick’s Bar diye bir yer yok, yakın zamanda Amerikalı bir kadın, isim hakkını alarak Rick’s Cafe açmış…”

1934 tarihli Alfred Hitchcock klâsiği, James Stewart ve Doris Day‘in oynadığı Çok Şey Bilen Adam‘ın çekildiği Marakeş‘te, Bahia Sarayı’na ulaşan grubu, zeminin ufalanmasından, bahçelerden… gözlenen bakımsızlığına karşın, Endülüs’tekiler kadar muhteşem bir saray karşılar. “…Sarayı vezirin ölümünden sonra, 1956’ya dek Fransızlar kullanmış, bir dönem, 2. Hasan’ın Kraliyet Muhafızları için karargâh olmuş. Çok Şey Bilen Adam, Arabistan’lı Lawrance, Büyük İskender, Gladyatör, Mumya serisinin bazı sahneleri… bu sarayda çekilmiş.” (“Abla”nın aklında kaldığı kadarıyla genel müzecilik anlayışında, mobilyalar zarar görmesin diye, değil film çekimine, flaşlı çekime bile izin verilmezken, Bahia Sarayı’nda mobilyalar, film çekimi için yerlerine konuluyormuş!)…

…Hoplaya sıçraya, kahkahalarla aldıkları 4-5 km. sonunda arabalardan inip, fotoğraf çekmeye koyulan grubun modeli, aralarında Büyük İskender, Gladyatör, Arabistanlı Lawrance‘ın da olduğu pek çok filme platoluk yapmış çöl. Engebeli, minik kuru ot öbekleri dışında görünürde canlı olmayan çöl, sıcak; 25-30 kişilik grupla bile, özgürlükle karışık tuhaf bir melankoli duygusu yaratır biçimde, ıssız!..

…Uzaktan, değişen ışıkla pek güzel görüntü veren (Avrupalıların, yabancılara taktıkları isimle Barbar’dan gelme) Berberî köyü Aid Ben Haddu da bir plâto; Muhammed’in iguanasıyla, çölde sıcağı yansıttığı söylenen indigo mavisi cellabeli Berberî’nin yılanıyla, 11. yy.dan kalma Aid Ben Haddu Köyü fonu önünde çekilen fotoğraflar tamamlanır, grup, kapısında bir sfenksin durduğu, 1983’te 30 hektar alana kurulmuş CLA Studios‘a yollanır...

…Hotel Oscar‘ın duvarları, ev sahipliği yaptığı ünlülerin fotoğrafları, orada çekilen filmlerin afişleriyle süslü. “Abla”nın çerçeveli bir listeden not ettikleri: The Jevel of the Nil (1984-85), Kundun (1996), Cleopatra (1998), Seventh Scroll (1998-99), Asterix ve Obelix (2000), Tepenin Gözleri (2007)

…Bir sonraki durak, Quarzazate‘de, 15 dirheme birer bilet alıp girdikleri Sinema Müzesi: Önlerinde hangi filmlerde kullanıldığının belirtildiği birer plaket bulunan, görkemli görüntüsüne karşın, -parmakla tıklatıldığında sunta, kontrplak, kâğıt, tahta, alçı… türünden malzemesi hakkında fikir veren bir ses çıkan- dekor/mekânlar, zindan, senato, hospital ward, prayer ward, throne area… olarak, önlerinde yazılı pek çok filmde kullanılmış. Havuzlu taht salonu, -elbette grubun en iltifat ettiği yerdir- “abla” dahil bir çoğu tahtta poz verir…

…Bakımlı, parlak renkli çiçekli bahçede, içinde sular şırıldayan dekor mağara çıkışında, yaklaşanları eliyle koluyla “başını çarpma!” diye uyaran yaşlı adam, Arabistanlı Lawrance, Büyük İskender, Sahara, Babil, Gladyatör, Kingdom of the Heaven… filmleri gereçlerinin sergilendiği salon, Firavunun gözdesinin yatağı, Roma ve Mısır savaş arabaları, kostümler, kırık tabletler, 1800’lerden kalma ekipmanın sergilendiği salon, müzenin diğer bölümleri...

“Abla”nın, Endülüs-Fas Gezisi sırasında rastladığı sinema mekânları: Barcelona’dan Marakeş’e… Yorumları

1 Yorum


− üç = 5

  • manresa 24 Kasım 2009 16:18

    Güzel bir gezi ve tanıtım yazısı ama henüz tamamlanmamış gibi devamı var mı acaba?

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri