- 25/07/2010 | Hey Jo:Gladiatus gibisi ne geldi ne de gelir gerek...
- 25/07/2010 | necibe:bu filmi seyretmek istiyorum
- 20/07/2010 | okuyucu:Maalesef değil.Tobey Maguire uzun süre önce...
- 20/07/2010 | rent a car:TeÅŸekkürler…
- 20/07/2010 | populer:http://www.poppuler. com/bloglar adresinde blog...
Eve dönerken damağında HÜZÜN tadı algılar, düşünür, bulur; her üç film de kıyısından köşesinden ÖLÜM temalıdır…



Pasolini‘nin ilk filmi “Dilenci“; son derece masum, çocuksu bir saflık içeren, en büyük kötülüğün hırsızlık, hain bir fahiÅŸeyi tokatlamak, “çalışanların bayramının yılın bir günü -1 Mayıs-, çalışmayanların ise yılın hergünü” olduÄŸu Yılmaz Güney lezzetinde bir film…
“Hayalet Dalgalar” bir UzakdoÄŸu filmi, hiç yüksünmeden yaÅŸanıp aynı formatta da ölünüp öldürülebilen, ölümün, yaÅŸamın zarif bir detayı olduÄŸu yaÅŸam anlayışı üzerine güzel görüntülerin olduÄŸu bir film… Åžiddetin dozu da, bunun hakiki bir uzakdoÄŸu hikayesi olduÄŸundan şüphelenmeye neden olacak kadar düşüktü!
“Yerdeniz Öyküleri“ bir çizgi film; “abla” bu çizgi filme konu olan kitabı, Ursula K. Leguin‘in yazdığı, serinin diÄŸer kitaplarını da okumuÅŸtur ve betimleme konusunda kendisini bunca etkileyen az yazar olduÄŸunu düşünür. Örnek olarak sorar “sis en güzel hangi fiille anlatılabilir?” Yazar “…camlara yaslanmak…” demiÅŸtir! “Abla”, sıcak bir yaz günü, bir İ.E.T.T. otobüsüyle iÅŸe giderken okuduÄŸu “Atuan Mezarları”nda, yeraltı dehlizlerinde kaybolan rahibenin anlatıldığı bölümde serin, nemli bir küf kokusu aldığına yemin edebilir! “Heidi” görünümlü çizgi kahramanların uzakdoÄŸu dillerinde konuÅŸmaları bir yana Leguin’in ölüm, sonsuzluk, kötülük… gibi kavramları derinlemesine incelediÄŸi kitaplarına bayağı uzak bir çizgi film! Dil konusunda sızlanırken, kızkardeÅŸinin “hangi dilde olmalıydı?” sorusuna bir cevap vermeye çalışmıştır ama “olmayan, çok az bilinen, yerli halklara ait bir dil belki ya da esperanto gibi bir ÅŸey mi…” gibisinden laflar gevelemiÅŸtir ve cevap kendi içine dahi sinmemiÅŸtir!




