30. İstanbul Film Festivali sekizinci gününde “abla” tek film izler: Işık Hırsızı

- 11/04/2011
3,00(2 oy)

9 Nisan 2011 Cumartesi sabahı, Naciye Hanım’ın yapıp getirdiği tazecik poğaça eşliğinde, ailece yaptıkları, sohbeti uzun kahvaltıdan sonra Taksim’e yürüyen “abla” tek film görür:

Kırgızistan-Almanya-Fransa-Hollanda 2010 yapımı Işık Hırsızı: Yönetmen Aktan Arym Kubat, oyuncular Aktan Arym Kubat, Taalaikan Abazova, Askat Sulaimanov… Film öncesi perde önüne gelen yönetmen ve başrol oyuncusu Aktan Arym Kubat, filmini gösterme şansı bulduğu için festivali organize edenlere teşekkür eder, iyi seyirler diler.

Kırgızistan’ın uzak, yoksul bir köyünde yaşayan Svet-Ake (Bay Işık), “sadece parası yetmeyenlere…” diye açıkladığı kaçak elektrik sağlama işinin sorumlusu olarak yakalandıktan az sonra el değiştiren iktidar sayesinde evine döner. Svet-Ake ile iyi dost muhtarın, köye gelip giderek iktidar boşluğu sırasında sahipsiz bulduğu topraklara el koymaya niyetli müteahhit Behzat’a, “senin niyetini biliyorum” diye çıkışıp “bu topraklar çocukların…” demesinden, az bir zaman sonra, gelişmelerden huzursuz kalbi durur.

Behzat idare edebileceği birini muhtar ilan eder, bir yandan da Svet-Ake’nin, evinin arkasına derme çatma prototipini yerleştirdiği ilkel rüzgâr tribününden başlayarak, tepelere pervaneler yerleştirme hayâlini destekler görünür.

Köyün ortasına kurulan obaya davet edilen, yedirilip içirilen Çinlilerle ilgili olarak, Behzat’ın, Svet-Ake’nin hayâllerini kapsamayan başka planları vardır. Bir yanda kendisine ait olmayan toprakları satan, diğer yanda bu topraklara çok uzak bir coğrafyadan gelen paralı, beri yanda da toprakları üzerinde neler olup bittiğini anlayamayan adamın bulunduğu -tuhaf bir küreselleşme manzarası resmeden- çadırın, kapısı dibinde sessizce otururken, köylülerden beğendiği bir genç kızın, ikramiyesi deve olan eski bir erotik oyuna davet edilen Çinliler karşısına çıplak çıkarılışına dayanamayıp konuklara saldıran Svet-Ake’nin bu tavrı, -buzkaşi’nin başı kesik oğlağı misali- öldüresiye dövülerek ırmağa atılmasına neden olur.

Güzel filmin sonunda yine perde önüne davet edilen Aktan Arym Kubat, soruları yanıtlar.
Bir hanım, Svet-Ake’nin planları verdiği için mi öldürüldüğünü merak eder, sorar “öldürülmese olmaz mıydı?” “Filmin sonu hakkında bu soru sık soruluyor; bence ölmedi” diye yanıtlar yönetmen, “…fiziksel olarak ölse de ruhu yaşamaya devam ediyor.

Filmin finalinde torunlarına şans dileyen yönetmen, Kırgızistan’da çocukların gerçekten bir şansı olabilir mi merak eden izleyiciyi “ülkemizde demokratik bir süreç ilerlemekte, tabii biraz hastalıklı ilerliyor ama inanıyorum ki torunlarım için daha iyi olacak” diye yanıtlar.

“Orta Asya açısından filmin önemini belirtemek istiyorum” diyen izleyici sorar, “…izlediğimiz film Akayev’in değil de Bakiyev’in devrilmesini anlatsa idi…” Yönetmen “biraz açmam gerek, ülkemizde yakın zamanda iki devrim gerçekleşti, film geçen Mart’ta bitti, Cannes’da gösterilirken ikinci devrim meydana geldi. Biz filmi yaparken ikinci devrimi bekliyorduk, şimdi çeksem daha farklı olurdu, şimdi daha iyiye gidiyor”

Bir sonraki soru üzerine karanlıktaki eşeklerin kötülüğü simgelediğini söyler.

“Svet-Ake’nin erkek çocuk istemesinin bir nedeni var mıydı?” sorusu, “aile devam etmeyeceği için koca genelde kötü durumda kalır, benim de böyle bir kaç arkadaşım var, tam olarak kompleks değil ama içkiliyken yakınma şeklinde ortaya çıkıyor” yanıtı alır.

“Filmin sonunda bisikleti süren ayaklar kime aitti?” sorusuna yönetmen “hayatın devam edeceğinin sembolüydü” yanıtı verir.

Bir izleyici “Sovyetlerin dağılmasından sonra neler yaşandığını bilmemiz, sinema olmasa mümkün olmuyor, yazılmıyor çünkü…der, sorar “Bu talanın halk tarafından geri kazanılmasının yolu var mıdır?” Yönetmen yanıtlar “Sovyetlerin dağılmasından sonra yaşanan, adil bir süreç değildi, halkın bilgisi yoktu, hisse senetleriyle ne yapacaklarını bilmiyorlardı, mafya ve sonradan gelenler bu boşluğu değerlendirdiler, aynı eğilim hem Akayev, hem de Bakiyev’de sürdü, iktidara gelenlerin amacı ceplerini doldurmaktı. Bu doğrultuda, şimdiki durumda halkın sahip olduğu nimetin dönmesi konusunda şüpheliyim. İktidarın bir çabası var ama şimdilik bu imkânsız…”

Söyleşi sonunda, salondan her iki dili de iyi bilen bir izleyicinin yardımıyla sürdürülen tercüme işi için karşılıklı teşekkürler edilir, Aktan Arym Kubat alkışlanarak uğurlanır.

30. İstanbul Film Festivali sekizinci gününde “abla” tek film izler: Işık Hırsızı Yorumları

Yorum Yok


yedi − 4 =

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri