26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin 7. gününde 4 film daha görür!

- 30/11/2008

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin ilk haftasını geride bırakan “abla” 7. günde 4 film daha görür!

İlki Azerbaycan-Rusya filmi, “Elveda Güney Şehri”: Türkçenin bu şirin -Azerice- formatı, iktidar boşluğunda “it izinin nasıl kurt izine karıştığını” yalın biçimde anlatan filmin sert köşelerini yumuşatıyor. Kızkardeşi beğenmemiş olsa da “abla” bu filmden, memnun ve güzel müziğini mırıldana mırıldana çıkar…

İkincisi Rus filmi, “Ada”: İçindeki acıyla bir ermişe dönüşen keşişin soğuk ve ateş renkli yaşamının sonları… Diğer pederlerle ilişkileri, onların bu adama farklı yaklaşımları; günah, yargı, dünya nimetleri… üzerine düşündürür “abla”yı bu film… Bu filmde, başka “abla” yazılarına, konu olabilecek kadar çok malzeme vardır! Güzel!

Üçüncüsü İsviçre filmi, “Vitus”: Bir dahi çocuk, yaşamının istemediği yöne gitmeye başladığını görür ve tedbirini alır. “Abla”nın çocukluğunda okuduğu bir kitapta bir küçük prenses Sara vardır, birsürü dış etkenle yaşamı altüst olan bu kızın tekrar prenses olması yine onun dışındaki etkenlerle oluşur. Günümüzde herkes gücü -isterse- kendi başına kullanabilir, 12 yaşındaki oğlan, 5-6 yaş büyük bakıcı ablasına pırlanta yüzük ve bunun mümkün olduğuyla ilgili istatistikler eşliğinde ilan-ı aşk eder… İki oğlanın bisikletle daireler çizdikleri ve walkmanlerindeki müziklerin (klasik ve pop) kadraja giriş çıkışları sırasında, uzaklaşıp yakınlaşmalarını pek beğenir “abla”!

Sonuncusu bir Pasolini filmi, “Şahinler ve Serçeler”: 1967’de 17 yaşında olan Ninetto Davoli’nin, neşeyle, hem Toto’yla oynayıp hem de para kazandığını anlattığı uzun katılımı sonrası filmi izleyen “abla” kızkardeşi ve arkadaşı, Pasolini’nin en az yüzyıl ilerde bir sinemacı olduğuna karar verirler…

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin 7. gününde 4 film daha görür! Yorumları

Yorum Yok


5 × = onbeş

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri