13 Tzameti

- 01/06/2007
7,52(29 oy)

Fransa’da bir sahil kasabasında ailesi ile zor şartlar altında yaşayan bir göçmen olan Sebastian, geçimini sağlamak için tadilat işleri ile uğraşmaktadır. Çatısını tamir ettiği evin sahibi uyuşturucu müptelasıdır ve polis tarafından yasadışı bir bahis olayı ile ilgili olarak takip edilmektedir. Tamirat sırasında kulak misafiri olduğu kadarıyla ev sahibi gelen bir zarfı beklemektedir ve bu zarf ona büyük para kazandıracaktır. Ev sahibi olan kişi aşırı dozdan ölünce Sebastian işsiz kaldığı gibi ücretini de alamamıştır. Bu arada zarfta açık olan pencereden uçmuş ve Sebastian’ın malzemelerinin bulunduğu bir yere düşmüştür. Sebastian zarfı alır ve zarfın içinden bir tren bileti ve bir otel davetiyesi olduğunu görür. Bunun üzerine zarftan çıkan biletle ve davetiye ile nereye varacağını bilmediği bir yolculuğa çıkar.

Filmimizin adı 13 Tzameti. Gürcüce bir kelime ve 13 rakamının gürcüce yazılmış şekli. Yönetmeniz babası (Temur Babliani) da kendi gibi bir yönetmen olan Gela Babluani. Yönetmenin ilk uzun metraj çalışması olan filmin aynı zamanda senaryo yazarı. Başrolde ise Sebastian rolünde kardeşi George Babluani oynuyor. 16 mm ve siyah – beyaz olarak çekilen filmde Kara Film (Film Noir) şablonuna uyan bir hava var. Filmin başlamasıyla gerek müziğin verdiği ve gerekse Fransa’daki göçmenlerin yaşam şartlarını yansıtan görüntülerde can sıkan bir karamsarlık havası var. Bununla beraber başroldeki Sebastian’ın canlandırdığı karakter ise; mücadeleci, içinde bulunduğu durumdan bir çıkış yolu bulabilmek için hamle yapan ve sessiz, sakin görünümünün altında gizlenen temiz bir kişilik. Bu karakter filmin sonuna kadar son derece tutarlı bir şekilde beyazperdeye aktarılmış. Hikâyenin sonu geldiğinde içinizden diyorsunuz ki, “bu filmin sonu, hikâyenin akışına göre böyle bitmeliydi”. Yönetmen hikâyeyi son derece dengeli bir biçimde filmin başından sonuna kadar gerilim dozunu sürekli artırarak anlatmaya devam ediyor. Merak unsuru sürekli artmasına rağmen Babluani, hiç acele etmiyor. Ve gerilim insan hayatı üzerine kumar oynanan rulet sahnelerinde tavana vuruyor. Çekilen her tetik merak ve gerilimi tavana vurduruyor. Zaten bu ustalığı sebebiyle de hem yönetmen hem de film katıldığı hemen hemen tüm festivallerde ödüller kazanmış. Bu arada Hollywood’un da dikkatini çekmiş tabii. Brad Pitt’in yapım firması filmin dünya haklarını şimdiden almış durumda. Konu sıkıntısı çeken Hollywood yakında Köstebek (The Departed) filminde olduğu gibi kendi anlatım diline uygun bir kopyasını çıkartırsa ve önümüzdeki senenin Oscar’ına aday olursa şaşırmayın.

Filmde aslında verilmek istenen, zengin aristokratların biraz heyecan ve para kazanma uğruna insan hayatını hiçe sayarak katıldıkları yasadışı bir kumar organizasyonu. Bu zengin insanların bir önceki toplantıda İstanbul’da toplandıkları da film içinde geçiyor. Bu kısmı izlediğimde, aklıma şöyle bir soru geldi; – Acaba bizim ülkemizde insanların geçim sıkıntısı had safhada olduğundan hayatını hiçe sayarak para kazanma uğruna böyle bir organizasyona katılacak yarışmacı bulmak zor olmayacağımı vurgulanmak istemiş olabilir veya hali hazırda bizim zenginlerimizin de karıştığı bu organizasyonlar ülkemizde de yapılmakta mıdır? Bu sorunun cevabı ile ilgili bir bilgiye henüz sahip değilim.

İnsan yaşamı, para ve kumar ilişkisinin çok başarılı bir anlatımla ve gerilim dozu hiç düşürülmeden verildiğini düşünüyorum. Bu yönüyle filmi çok başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Zaten imdb puanı da 7.3 olduğuna göre bu konuda söyleyecek fazla bir şey yok. İyi bir hikâye, çok fazla görsel detay verilmeden, ünlü oyuncular olmadan tamamen hikâyeye odaklanarak ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Sinemaseverlerin kaçırmaması gereken bir film.

13 Tzameti Yorumları

5 Yorum


8 − = altı

  • taner 25 Temmuz 2007 23:50

    cok güzel bir film enfes harika herkesin izlemesini tavsiye ediyorum mutlaka izleyin ayrıca siyah beyaz görüntü filme ayrı bir hava katmış saygılar…

  • alice 25 Temmuz 2007 23:51

    İnsan yaşamı, para ve kumar ilişkisinin çok başarılı bir anlatımla ve
    gerilim dozu hiç düşürülmeden verildiğini düşünüyorum. Bu yönüyle filmi
    çok başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Zaten imdb puanı da 7.3 olduğuna
    göre bu konuda söyleyecek fazla bir şey yok. İyi bir hikâye, çok fazla
    görsel detay verilmeden, ünlü oyuncular olmadan tamamen hikâyeye
    odaklanarak ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Sinemaseverlerin
    kaçırmaması gereken bir film. kesinlikle katılıyorum… 

  • dalginmurekkepbaligi 17 Eylül 2007 1:16

    filmi izleyeli uzun zaman oldu ama hala aklımdan silinmeyen sahneler var sinemaseverler için kaçırılmaması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

  • Ruhumuzla Hayatı Yaşamak Adına » Blog Archive » 13 TZAMETI 18 Ekim 2007 15:20

    […] Fransa’da bir sahil kasabasında ailesi ile zor şartlar altında yaşayan bir göçmen olan Sebastian, geçimini sağlamak için tadilat işleri ile uğraşmaktadır. Çatısını tamir ettiği evin sahibi uyuşturucu müptelasıdır ve polis tarafından yasadışı bir bahis olayı ile ilgili olarak takip edilmektedir. Tamirat sırasında kulak misafiri olduğu kadarıyla ev sahibi gelen bir zarfı beklemektedir ve bu zarf ona büyük para kazandıracaktır. Ev sahibi olan kişi aşırı dozdan ölünce Sebastian işsiz kaldığı gibi ücretini de alamamıştır. Bu arada zarfta açık olan pencereden uçmuş ve Sebastian’ın malzemelerinin bulunduğu bir yere düşmüştür. Sebastian zarfı alır ve zarfın içinden bir tren bileti ve bir otel davetiyesi olduğunu görür. Bunun üzerine zarftan çıkan biletle ve davetiye ile nereye varacağını bilmediği bir yolculuğa çıkar. (okumaya devam…) […]

  • rabbitdarko 29 Ekim 2007 22:58

    film noir en sevdiğim türlerden biri olması sebebiyle ve birde yönetmenin ilk deneyimini ve çıkışını görmek açısından önem arzeden bir film

Film Türleri

Yapım Yılları

Film Festivalleri